8. Hukuk Dairesi 2018/350 E. , 2019/5682 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonucunda Mahkemece verilen davanın reddine dair kararın davacı üçüncü kişi vekili ile davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 14.09.2017 tarihli ve 2015/8305 Esas, 2017//10823 Karar sayılı ilamı ile düzeltilerek onanmasına karar verilmişti. Davacı üçüncü kişi vekili ve davalı borçlu yetkilisi tarafından süresinde kararın düzeltilmesi istenmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı üçüncü kişi vekili, davalı alacaklının borçlu aleyhine başlattığı takip nedeniyle müvekkili şirkete ait iş yerinde haciz yapıldığını, borçlu şirket ile müvekkili şirket arasında organik bağ bulunmadığını, borçlu ve üçüncü kişi şirketlerin ayrı tüzel kişilikler olduğunu belirterek istihkak iddialarının kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, haciz mahallinde borçlu şirkete ait belgelerin bulunduğunu, borçlu ve davacının aynı adreste faaliyette bulunduklarını belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere, alınan bilirkişi raporuna göre davacının haciz adresinde faaliyet gösterdiği, haczedilen malların davacı tarafından sunulan faturalara %95 oranında uyumlu olduğunun anlaşıldığı, davacı ve borçlu şirket ortaklarının farklı olduğundan bahisle davanın kabulüne, davacı lehine %15 tazminata karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davanın kabulüne ilişkin verilen ilk hüküm Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2012/3251 Esas, 2013/8880 Karar sayılı ve 11.06.2013 tarihli ilamı ile, borçlu ile davacı üçüncü kişi şirket arasında organik bağ olduğu, davacı üçüncü kişinin, borçlu adresinde kurulduğu ve şirket temsilcisi Emre Bodur’un bu sırada 16 yaşında olduğu, davacı tarafından sunulan faturaların borcun doğumundan sonraki tarihli belgeler olduğu ve bu belgeler ile mülkiyet karinesinin aksini ispat edemeyeceği bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesi gerektiğinden bahisle bozulmuş, Mahkemece bozma ilamına uyularak davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı üçüncü kişi vekili ve davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir, Dairemizin 14.09.2017 tarihli ve 2015/8305 Esas, 2017/10823 Karar sayılı ilamı ile davacı üçüncü kişi vekilinin temyiz itirazlarının tümden reddine, davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazları yönünden ise hükmün vekalet ücreti bakımından düzeltilerek onanmasına karar verilmiş olup, onama kararına karşı davacı üçüncü kişi vekili ve borçlu tarafından karar düzeltme talebinde bulunulması üzerine dosya yeniden incelenmiştir.
Dosya temyiz aşamasında iken, 07.10.2015 tarihinde, davacı 3. kişi vekili tarafından sunulan dilekçe ekindeki belgelerden, dava konusu takiplerdeki borcun, temyiz tarihinden sonra ödendiği hacizlerin kaldırıldığı anlaşıldığından, Mahkemece konusuz kalan davaya ilişkin, karar verilmesine yer olmadığına, davanın açılmasındaki haklılık durumuna göre, vekalet ücreti ve yargılama gideri takdirine karar verilmesi için hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı üçüncü kişi vekili ve borçlunun karar düzeltme itirazlarının kabulü ile, Dairemize ait 14.09.2017 tarihli ve 2015/8305 Esas, 2017/10823 Karar sayılı onama kararının kaldırılarak, yerel Mahkeme hükmünün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde karar düzeltme isteyenlere ayrı ayrı iadesine, 11.06.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.